DEĞİŞİRSİN

Hayat bazen bize öyle acımasız oyunlar oynar ki, en çok muhtaç olduğumuz şey en çok canımızı yakan şey haline gelir.

Geride kalmış, çoktan kül olmuş bir hikayenin sadece tek bir cümlesini hatırlarsın. Göğsünün ortasına oturur o cümle. Yakar, kavurur, nefesini keser. Ama yine de o hatırayı zihninden silmeye kıyamazsın; çünkü o acı, yaşadığının tek kanıtıdır. Sana zarar vereceğini bildiğin bir insana doğru yürümek gibidir. Her adımda biraz daha kanarsın ama o ellerin sıcaklığı, o varlığın verdiği tuhaf güç, bütün yaralarını sardığını sandığın anlardır. Beynin sana son ses bağırır, içgüdülerin alarm verir, ayakların geri gitmek ister. Ama ruhun... Ruhun, o mantık sesini susturacak kadar açtır. Çünkü o varlık, sana dünyada başka hiçbir yerde bulamayacağın tuhaf bir güç verir. 

İnsan, en çokta şefkatle vurulduğunda kan kaybeder. 

Şiddetli bir kavga canını bu kadar yakmaz; ama o zalim 

ellerin sana bir an için "seni anlıyorum" der gibi 

yumuşaması, seni onarılamaz şekilde teslim alır.

Gün gelir , o tuhaf gücün büyüsü de yavaş yavaş dağılır. 

Gözlerini açarsın. Ellerindeki kanı, ruhundaki derin 

kesikleri ve o "bütün yaralarımı sarıyor" sandığın 

anların aslında yaraya tuz basmaktan başka bir şey 

olmadığını, fark edersin.

…ve en sonunda sen de değişirsin. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLÜL

MÜEBBETE RAZI RUHLAR

GÖRÜNÜR OLANIN ÖTESİ